uçan balonlar için ağlardım ama elimden uçup gidişleri için değil elime hiç geçmeyişleri için.
annem her pazar alışverişinden sonra evin yolunu uzatmak zorunda kalırmış görmiyim o lanet adamı ve balonlarını diye.
ben ağlayınca o daha çok ağlarmış çünkü şu an ki yaşımdan çok daha küçükmüş o zamanlar.
bi'gün unutmuş ve o yola sapıvermiş belki de muz aldığı için balon istemem diye düşünmüş,
yanılmış,
muz uçar mı hiç anne muz uçar mı?
gökyüzüne doğru kaldırmışım başımı ve sanki balonlardan birini yutmuşum gibi kocaman yutkunmuşum
tam ağlayacakken annem:"kızım bak cüzdana,hiç paramız kalmadı,n'olur ağlama tamam mı?" demiş.
o günden sonra hiç uçan balonlar için ağlamadım,sadece yutkundum.
hatırlıyorum üç-beş uçan balonum oldu sonra http://twitter.com/#!/kirligerdan/status/105749643148795905/photo/1 (bu sadece biri),tavana saldığımda daha çabuk inerdi havası,ihtiyar dede yanağı gibi olurdu,bende ranzamın başındaki kollara bağlardım hep,bi' gün daha hayran hayran oynardım onunla,gözüme bile onlar kadar iyi bakmadım(hala makyajla uyurum).
uçan balonlarım elimden uçup gitti diye hiç ağlamadım.
yaşım ilerlediğinde onlara kuş muamelesi yapıp
özgürlük türküleriyle uğurladım gökyüzüne,bilerek,isteyerk.
bugün 22 yaşındaydım ve annem bana uçan bi' balon aldı,bildiğin uçuyo,
almaya güçlerinin olmadığı tüm balonlara selam vermesi için yarın gece üç gibi yollicam onu ay dedeye.
azıcık içime çekip komikli video mu çeksem acaba?
http://www.telegraph.co.uk/news/newstopics/howaboutthat/8369159/Pixar-film-Up-inspires-flying-balloon-house.html (ilim-irfan öğrenin biraz ve benim o kadroda üstelik o evin içinde olduğumu da hatırlatırım!)

No comments:
Post a Comment
Note: Only a member of this blog may post a comment.