yeminle düştüm o bahsettikleri "boşluğa",baya bildiğin düştüm çünkü canım sıkılmıştı çok,
motor dersine gittim,sapıkçayda;
kontağı açık bırakırsan platin meme yapar akü de boşalırdı!
stv' de "kollama" diye bi' ibreti alem filmi vardı,
sokaktaki kadında bağırarak "kaymak mı istiyon?" diye sordu.
herşey bi' sapıkçaydı,çok güldüm.
daha çok gülmek için HIMYM açtım ve dördüncü sezon onbirinci bölümdeki barney'nin ted'in kız kardeşini götürme isteğini bestelere döktüğü saniyeleri yemin ederim 15 kez başa alıp alıp güldüm,çok güldüm
( http://www.youtube.com/watch?v=Im1nvbrd5DI ).
sonra kavgam aradı,"du birine vercem telefonu" dedi,petydi.bana chrysler 300c alacağını söyledi,geçen aradığımdaysa tam anlamadım ama "evlilik"le ilgili espri yapmaya kalkıştı ama ben tamamen konuyla alakasız bi' şekilde sesimi yükseltip ben de bulunmayan özelliklere sahip biriyle mesela beş gözlü,sekiz bacaklı,üç memeli bi' hatunla evlenmesini önerdim ki,normal olan da buydu.
yoksa niye terkederki bi' insan bi' insanı benim de iki kaşım var hem de doğduğumdan beri birbirinden ayrılar.
o an öyle düşünüp bağırdım işte,"içimde kalmış" dedim ona da.
içimde o kalmamış ama ona dair herşey kalmış telefonu kapattığımda farkettim.
çok kısa bi' zaman birbirimize aittik ve hiç tanışma fırsatımız olmamıştı.
şimdi otursak birbirimizden bahsetsek acaba yine "biz" olabilir miydik?
yani eğrisiyle doğrusuyla konuşsak.
beni yalanlarımla yargılardı ama o çok daha yalancıydı.
yüzüne vurmadım hiç çünkü ayrıldıktan sonra farkettim hepsini,gözümün karalığı görüş açımı daraltmıştı.
sonra şeyi düşündüm,çok saftım ondan önce ve onunla,kendimi kaybetmiştim.
ama ailemin şuçuydu,kötülükten bi' haber oluşlarından kaynaklanıyodu tüm bunlar.
onlar için en büyük kötülük soyulmaktı bence,hep bundan korkarlardı,hiç birikimimiz de yoktu aslında o zamanlar ama anahtarlara sahip çıkmak sabah kalktığımda yüzümü yıkamakla aynı derecede bi' sorumluluktu.
annem bi' kere sevmişti,evlenmişti.
babamsa sevdiği kadın arkadaşıyla yattığı için onu terketmişti ama düğün günü gelin olup gidişine perdenin arkasından sinsice bakmıştı,gören annemdi.
sevginin kahpeliğini görmüştü babam ama hiç bi' zaman bunu küpe etmedi kulağıma,anlatmazdı çünkü.
annem geçmişe dair mektuplarını bulurdu ama annem anlatınca sadece kıskançlık gibi gelirdi.
motor dersine gittim,sapıkçayda;
kontağı açık bırakırsan platin meme yapar akü de boşalırdı!
stv' de "kollama" diye bi' ibreti alem filmi vardı,
sokaktaki kadında bağırarak "kaymak mı istiyon?" diye sordu.
herşey bi' sapıkçaydı,çok güldüm.
daha çok gülmek için HIMYM açtım ve dördüncü sezon onbirinci bölümdeki barney'nin ted'in kız kardeşini götürme isteğini bestelere döktüğü saniyeleri yemin ederim 15 kez başa alıp alıp güldüm,çok güldüm
( http://www.youtube.com/watch?v=Im1nvbrd5DI ).
sonra kavgam aradı,"du birine vercem telefonu" dedi,petydi.bana chrysler 300c alacağını söyledi,geçen aradığımdaysa tam anlamadım ama "evlilik"le ilgili espri yapmaya kalkıştı ama ben tamamen konuyla alakasız bi' şekilde sesimi yükseltip ben de bulunmayan özelliklere sahip biriyle mesela beş gözlü,sekiz bacaklı,üç memeli bi' hatunla evlenmesini önerdim ki,normal olan da buydu.
yoksa niye terkederki bi' insan bi' insanı benim de iki kaşım var hem de doğduğumdan beri birbirinden ayrılar.
o an öyle düşünüp bağırdım işte,"içimde kalmış" dedim ona da.
içimde o kalmamış ama ona dair herşey kalmış telefonu kapattığımda farkettim.
çok kısa bi' zaman birbirimize aittik ve hiç tanışma fırsatımız olmamıştı.
şimdi otursak birbirimizden bahsetsek acaba yine "biz" olabilir miydik?
yani eğrisiyle doğrusuyla konuşsak.
beni yalanlarımla yargılardı ama o çok daha yalancıydı.
yüzüne vurmadım hiç çünkü ayrıldıktan sonra farkettim hepsini,gözümün karalığı görüş açımı daraltmıştı.
sonra şeyi düşündüm,çok saftım ondan önce ve onunla,kendimi kaybetmiştim.
ama ailemin şuçuydu,kötülükten bi' haber oluşlarından kaynaklanıyodu tüm bunlar.
onlar için en büyük kötülük soyulmaktı bence,hep bundan korkarlardı,hiç birikimimiz de yoktu aslında o zamanlar ama anahtarlara sahip çıkmak sabah kalktığımda yüzümü yıkamakla aynı derecede bi' sorumluluktu.
annem bi' kere sevmişti,evlenmişti.
babamsa sevdiği kadın arkadaşıyla yattığı için onu terketmişti ama düğün günü gelin olup gidişine perdenin arkasından sinsice bakmıştı,gören annemdi.
sevginin kahpeliğini görmüştü babam ama hiç bi' zaman bunu küpe etmedi kulağıma,anlatmazdı çünkü.
annem geçmişe dair mektuplarını bulurdu ama annem anlatınca sadece kıskançlık gibi gelirdi.
halbuki ortada bi' sevgi vardı.
neden anlatıyorum bunları,pety'le ne alaka?
geçen gittiğimiz düğünde kadın babamı görünce kıçını sallaya sallaya oynadı ve "acaba bakıyo mu?" diye gözü hep bizden taraftaydı.
biraz zaman geçip annemle çay sigara eşliğinde kritiğini yaparken "neden sürekli babanın karşısına çıkma arzusuyla dolu bu kadın?" diye sordu,"sevmiş" dedim ve ekledim "belki bunu sana anlatmam can sıkıcı ama ben de bazen aynı şeyi yapmak için can atıyorum" dedim.uzun süre yüzüme baktı ve "bu ömür boyu sürcek mi?" diye sorusunu tamamlamasını bile beklemeden "galiba" dedim ve ağlamaya başladım,o da ağladı.
annem bence gerçek sevgiyi öğrendiğim için memnun ama ona yansıyan sadece pety'di,çok daha kötü zamanlarım olmuştu ama küçüktüm karşılıklı sigara içmemizin imkansız olduğu kadar imkansızdı ona aşıklarımdan bahsetmek.
ama hala pety'le ilgili umutları var,biz birbirimize aittik ona göre,evlenecektik biz.
belki şimdi kızgındım,o da dönmüyodu ama olcaktı bu iş.
"onun bana saygısı yok" desem ne anlardı acaba bu cümleden,ona göre belki de saygı dediğin zamanla işlenirdi bedenlerimize,öğrenirdik bunu ama bilmiyo ki pety aslında hızlı öğrenir ama sadece işine geleni.
hepsini telefonu kapattıktan sonra bi' kez daha düşündüm.
sonra selin aradı "hadi abla ben bizimkilerle ayrıldım,gel" diye.
çıktım evden,ağlamak üzereydi ve ağladı,kavga etmişti arkadaşlarıyla ve "hayat ablamla güzel" deyip yanlarından ayrılmıştı.
kulaklarıma inanamadım!
ağlamaya başladım!
yıllar sonra ekmek su kadar muhtaçtım bu cümleye,güzel haberi hemen sevdiklerimle paylaştım!
hemen waffle yemeye oturduk sonra da kütahya'da bi' bistro'da çay içtik.
eve gelince dördüncü(bi' ay içinde okuduğum) kitabımı bitirdim.
BABAM ANNEMİ SEVİYO! <3
neden anlatıyorum bunları,pety'le ne alaka?
geçen gittiğimiz düğünde kadın babamı görünce kıçını sallaya sallaya oynadı ve "acaba bakıyo mu?" diye gözü hep bizden taraftaydı.
biraz zaman geçip annemle çay sigara eşliğinde kritiğini yaparken "neden sürekli babanın karşısına çıkma arzusuyla dolu bu kadın?" diye sordu,"sevmiş" dedim ve ekledim "belki bunu sana anlatmam can sıkıcı ama ben de bazen aynı şeyi yapmak için can atıyorum" dedim.uzun süre yüzüme baktı ve "bu ömür boyu sürcek mi?" diye sorusunu tamamlamasını bile beklemeden "galiba" dedim ve ağlamaya başladım,o da ağladı.
annem bence gerçek sevgiyi öğrendiğim için memnun ama ona yansıyan sadece pety'di,çok daha kötü zamanlarım olmuştu ama küçüktüm karşılıklı sigara içmemizin imkansız olduğu kadar imkansızdı ona aşıklarımdan bahsetmek.
ama hala pety'le ilgili umutları var,biz birbirimize aittik ona göre,evlenecektik biz.
belki şimdi kızgındım,o da dönmüyodu ama olcaktı bu iş.
"onun bana saygısı yok" desem ne anlardı acaba bu cümleden,ona göre belki de saygı dediğin zamanla işlenirdi bedenlerimize,öğrenirdik bunu ama bilmiyo ki pety aslında hızlı öğrenir ama sadece işine geleni.
hepsini telefonu kapattıktan sonra bi' kez daha düşündüm.
sonra selin aradı "hadi abla ben bizimkilerle ayrıldım,gel" diye.
çıktım evden,ağlamak üzereydi ve ağladı,kavga etmişti arkadaşlarıyla ve "hayat ablamla güzel" deyip yanlarından ayrılmıştı.
kulaklarıma inanamadım!
ağlamaya başladım!
yıllar sonra ekmek su kadar muhtaçtım bu cümleye,güzel haberi hemen sevdiklerimle paylaştım!
hemen waffle yemeye oturduk sonra da kütahya'da bi' bistro'da çay içtik.
eve gelince dördüncü(bi' ay içinde okuduğum) kitabımı bitirdim.
BABAM ANNEMİ SEVİYO! <3