tam bi' sene önce bugün,
ellerim titreyerek uyandım ben.
ondört şubat sendromu sandım,
değildi.
eve girmeden önce
paspasa silinen ayakkabılar gibi olmalıydım.
biraz tozluydu üstüm başım,dağınıktı saçlarım.
on güne kalmadan
ellerimde güzel bi' takıydı ellerin,en güzeli sandım.
arada bi' bulduk arada bi' sevdik birbirimizi,
işteş oldu aslında bunlar.
yılın ikinci yarısı işteşliğini kaybetti herşey.
sen yoluna,ben yoluma,
İŞTEŞLİK BUNUN HİÇBİ' YERİNDE!
üzüldüm,ağladım,bazen çok ağladım hatta..
kağıt kalemle sevişip üzerine ağladım çoğu kez,
senden bahsetti çünkü her satır,
öfke,nefret
ve bilimum şeyleri bulabileceğin bi' kaç mektup..
yılın ikinci yarısı da bitince anladım,
sana acıdım bu sefer,
hiç bi' zaman tadamayacağın ruhumun zindeliğini farkettim..
sana güldüm bu sefer,
bazı insanlar vardır ne yapsa kızamazsın onlara,
ne halt edersen et güldüm geçtim sana,ne acı.
şimdi bugün bana "o kız" diyen,
senin "kör topal" diye tasvir ettiğin o kızla seviş.
yap bunu gel gör ki umrumda değil.
sevilmediğime üzülmüştüm çoğu kez,
gel gör ki sevdiğin kadar sevilirmişsin.
bende sevememişim seni,ne acı.
sana bağlı olmamın sebebi sen değilmişsin,
bu daha acı.
No comments:
Post a Comment
Note: Only a member of this blog may post a comment.